Kilis adı Yukarı Mezopotamya da Pellada
Cyrrhus denen bir kent ile aynı adı taşıdığı ve Osmanlı
kaynaklarında Kilis kalesi olarak geçtiği görülmektedir.
Bu sözcüğün okunuşu “Kiris” olup “Kilis” sözcüğüne fonetiği
bakımından büyük benzerlik göstermektedir. Grant Dictionier’de
Cyrrhus’u “Kiris” anlamı da “Efendi” olarak yazmaktadır. Büyük
olasılıkla 8. yy. da bölgeye gelen Türkmenler tarafından Kiris,
Kilis diye söylenmiş ve bugünkü yeri Kilis olarak
isimlendirilmiştir.
Genel Bilgiler :
İl Trafik Kodu : 79
Yüzölçümü : 10521 km
Nüfusu : 70.670.
Köy : 16.717.
Musabeyli İlçesi :1.555.
Köy : 12.340
Elbeyli İlçesi : 2.077.
Köy : 5.915.
Polateli İlçesi :683.
Köy : 4.767.
Merkez, İlçe ve Köyler toplam Nüfus :
113.824.
İlçeler
Eski adı Alimantar olan Elbeyli, Misak-ı
Milli’den sonra bir süre Suriye sınırları içinde kalmıştır. 1931
yılında Kilis’e bağlı bir köy, 1933’de bucak, 1995’ de, de ilçe
olmuştur.
Geçmişte “Murathöyüğü / Murat Höyük” adıyla
bilinen Musabeyli oldukça eski bir yerleşimdir. Coğrafyasındaki
höyükler ve tarihsel kalıntılar nedeniyle 14.04.1997 tarih ve
2768 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu
kararıyla “I. ve II. Derece Arkelojik SİT” alanıdır.
Eski kayıtlarda “Ispanak” olarak geçen
Polateli İlçesindeki “Yılanca, Vaysak, Tilmiz, Cengin köyleri,
yörenin en eski yerleşim birimleridir.
COĞRAFYA
Gaziantep platosunun güneybatısında yer alan Kilis'te
yaklaşık 7600 hektarlık saha ormanlarla kaplıdır. Zeytin ve
bağcılık başlıca tarım ürünleridir. Ayrıca bitki örtüsünde
kızılçam, kermez meşesi, palamut meşesi, pınar meşesi, tespih
ağacı, ardıç, sakız ağacı, melengiç, antepfıstığı ve sumak yer
alır.
Kilis av hayvanları bakımından zengin bir potansiyele
sahiptir.
İklim genel karakterleri itibariyle Akdeniz İklimi içinde yer
alır. Yazın sıcak ve kurak, kışın soğuk ve yağışlı geçer.
Tarihçe
Kilis doğası ve yerleşmeye elverişli
coğrafyası nedeniyle tarihsel süreç içerisinde pek çok kavme (Babil,
Hitit, Huri-Mitanni, Arami,Asur, Pers, Makedonya, Roma Bizans,
Selçuklu, Memluk/ Kölemen,Osmanlı) ev sahipliği yapmıştır.
Kent merkezinin 5 km kadar güneydoğusundaki
Oylum Höyük’te sürdürülen arkeolojik kazı çalışması sonuçlarına
göre, yörenin tarihi Geç Kalkolitik Çağa (M.Ö: 3500-3000) kadar
dayanmaktadır.
Ele geçen Hitit kaynaklarına göre M.Ö:1460’lı
yıllarda Halep Krallığı’na bağlı olan yöre Hitit kralı II.Hattuşaş
döneminde (M.Ö:1420-1400) Halep ile birlikte Hitit
egemenliğinden çıktıysa da, kral II.Suppililuma’nın (M.Ö:1190-1180)
Suriye seferinde tekrar Hitit İmparatorluğu’na bağlandı.
M.Ö:1200 tarihinde Hitit İmparatorluğu’nun
yıkılmasından sonra önce Aramilerin (M.Ö: XIII.Yüzyıl-VI.Yüzyıl),
M.Ö:1100’de de kral II.Tiglat-Pileser döneminde Asurların eline
geçen yöre, önce Pers kralı Darius’un batıya (M.Ö:521-485),
sonraki yıllarda da Makedonya kralı Büyük İskender’in (M.Ö:336-323)
doğuya yayılma politikaları çerçevesinde, bu uygarlıkların
sınırları içersinde kalmıştır.
Büyük İskender’in ölümünden sonra (M.Ö:323)
yaklaşık 227 yıl Selevkosların / Selefkiler (M.Ö:281-64)
egemenliği altında kalan Kilis ve yöresi M.Ö:64 yılında Roma
İmparatorluğu’na bağlandı ve adı Ciliza sive Urmagiganti oldu.
Roma İmparatorluğu’nun 395 yılında ikiye
ayrılması sonucu Doğu Roma dolayısıyla Bizans toprakları içinde
kaldı ve Halep’le birlikte Bizans İmparatorluğu’nun Suriye
Theması’na bağlandı
Halife Hz.Ömer zamanında 636 yılında Ebu
Ubeyde Bin Cerrah (Ebu Ubeydet-ibn-il Cerrah) tarafından İslam
topraklarına katılarak sınır bölgesi kentlerinden biri oldu.
V.Yüzyıldan sonra eski önemini yitiren Kilis
ve yöresi, XI.Yüzyıla kadar Hıristiyan Bizans'la Müslüman
Araplar arasında sürekli el değiştirdi.
Bu süreçte Müslümanlığı kabul eden kimi Türk
kavim ve boyları (özellikle Horasan, Türkistan kökenli Oğuzlar),
Abbasiler’in denetimine girerek; “Sügur (sınırlar,düşman ağzı
olan yerler)” , “Avasım (sınır kentleri)” ya da “Uç Bölgesi” adı
verilen yörelerde, bölgelerde iskan edildiler.
“Şam Ucu” adıyla bilinen Kilis ve yöresine (A’zaz/Azez,Kuros,Anazarba,Ravanda)
de savaşçı, dizdar (kale,sınır bekçisi), der-bend ağası (sınır,
karakol bekçisi), murabıt (ibadetine düşkün kişi,şeyh,derviş),
zahid (dindar,sofu) gibi nitelikleri taşıyan Türk boyları
yerleştirildi.985 yılında tekrar Bizans egemenliğine giren
bölge, XI.Yüzyılda Haçlı Ordularınca istila edildi ve Urfa Haçlı
Kontluğu’na bağlandı.
1124 yılında Artuklu (1101-1231) ve Eyyübi
(1171-1348) egemenliklerinden sonra bölgeyi eline geçiren
Kölemenler (Memluk Devleti,1250-1516); Anazarba, Azez, Kilis ve
Ravanda kalelerini onardı; bugünkü Kilis kent merkezinin
bulunduğu yeri, alışveriş/ticaret merkezi yaptı. 266 yıl süren
bu egemenliğe Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, 24. Ağustos
1516 yılında Mercidabık’ ta (bugünkü Yavuzlu yöresi) Memluk
ordusunu yenerek, son verdi ve bölgeyi Osmanlı topraklarına
kattı.